Dijital dünyada güvenin nereden geldiği sorusu son yıllarda sessizce el değiştirdi. Uzun süre güveni ürün üzerinden kurduk; ürün çalışıyorsa güven de vardı, kalite ile güven neredeyse aynı şeydi. Bugün kalite müşterinin zaten beklediği bir şey haline geldi ve tek başına güven yaratmaya yetmiyor.
Güvenin yeni adresi veri. Müşteri bir markaya ne kadar güveneceğine giderek daha çok, verilerine ne olduğuna bakarak karar veriyor. Bu ilişkide müşteri şeffaflık bekliyor ve aslında dört basit sorunun cevabını arıyor: verim neden toplanıyor, verime kim erişiyor, ne kadar süre saklanıyor ve başka bir amaçla kullanılıyor mu?
Veri üzerine kurulan bu ilişki oldukça kırılgan. Güven yavaş kazanılıyor ama çok hızlı kaybedilebiliyor. Bir veri ihlali ya da müşterinin habersiz kaldığını fark ettiği bir kullanım, yıllarca biriktirilmiş itibarı birkaç gün içinde aşındırabiliyor ve müşterilerin önemli bir kısmı böyle bir durumda markayı bırakmayı düşünüyor.
Bu da şirketlerin önüne kaçamayacakları bir soru koyuyor. Müşteri verisini gerçekten yönetiyor muyuz, yoksa yalnızca biriktiriyor muyuz? Sizin şirketiniz müşterinin o dört sorusuna bugün net bir cevap verebilir mi?